Hizmet Verdiğimiz Sağlık Branşları

Jinekoloji

Normal Doğum

Doğum, doğal bir süreçtir. Annenin kendiliğinden oluşan sancılarıyla bebeğin vajinal yoldan doğmasıdır. Gerçek doğum sancılarının en önemli özelliği düzenli aralıklarla oluşmasıdır. Doğum eylemi bazen birkaç saat içinde biter, bazen de anne adayının fiziksel ve duygusal dayanıklılığını test ederek eylemi uzatabilir. Doğal doğumun en önemli avantajı doğal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte, çok kısa sürede bebeğini emzirmeye başlayabilmekte, hastanede kalış süresi son derece kısa olmaktadır.

Sezaryen Doğum

Klinisyen ve hastanın karından doğumun vajinal doğumdan anne veya bebek için daha iyi bir sonuç sağlayacağına inandığımız durumlarda yapılır. Son yıllarda sezaryen doğumlarda çok büyük bir artış göze çarpmaktadır. Bu artışta en önemli faktör anne adaylarının normal doğum korkusu ve kendi isteklerine bağlı tercih etmeleridir. Sezaryen kararın alınmasında en etkili neden doğum eyleminde ilerlemede başarısızlık, güven vermeyen bebek durumu, bebeğin anne karnındaki duruş değişkenlikleri oluşturmaktadır. Bu durumlara ek olarak; bebeğin eşinin anormal yerleşimi (plasenta previa), vajinal doğum sırasında önemli derecede bebeğe geçiş riski yüksek olan anne adayında mevcut enfeksiyon, iri bebek şüphesi, vajinal doğumda mekanik tıkanma, leğen kemiği kırığı, bebeğin kafasındaki boşluklara fazla sıvı birikimi, rahim yırtılması, rahim duvarını içeren cerrahi girişimler, kordon sarkması sayılabilir.

Epidural Doğum

Anne adaylarımızın en önemli isteklerinden biri doğumun ağrısız geçmesidir. Bunu da sağlamak için epidural doğum çeşidi vardır. Normal doğum kararı alınan anne adayında doğum eyleminin aktif fazı başlamadan önce bel kısmından özel bir iğne ile girilerek omuriliği saran zarın dışındaki bölgeye takılan bir kateterden ağrı kesici madde verilerek belden aşağısının duyu hissi engellenir. Ağrısız doğuma halk arasında prenses doğum da denilmektedir. Epidural anestezi, genellikle doğum eylemi ve doğum için eşsiz bir ağrı kontrolü sağlar. Ancak bu durum ağrıyı tamamen yok ettiği olarak algılanmamalıdır. Birçok çalışmada epidural analjezinin doğum eylemini uzattığı ve doğum eyleminin başlatılmasına sebep olan oksitosin hormonunun uyarım gereksinimini arttırdığı bildirilmiştir. Epidural doğumda eylemin aktif fazının uzaması nedeniyle girişimsel doğum gereksinimini de arttırabilir.

Suda Doğum

Doğum çeşitlerinden bir diğeri suda doğumdur. Suda doğum, bir küvet ya da havuzun ılık su (37 C) ile doldurularak doğumun yapılmasıdır. Suda doğumun esas teorisi, bebek zaten 9 aydır amniyotik sıvı kesesi içerisinde olduğundan benzer bir ortamda doğumun bebek için daha yumuşak ve anne adayı için daha az stresli olması olarak tarif edilebilir. Ilık su dinlendirici ve rahatlatıcıdır. Doğum eylemi aşamalarında su, kadının enerjisini arttırır, yüzdürme etkisi ile annenin vücut ağırlığını azaltır, serbest hareket etmesini sağlar. Yüzdürme, rahmin daha iyi oksijenlenmesine, anne için daha az ağrı ve bebek için daha fazla oksijen ile sonuçlanan verimli rahim kasılmalarına ve kan dolaşımını artırmaya yarar. Su, strese bağlı hormonları azaltır, annenin vücudunun ağrı kesici işlevi gören endorfinleri üretmesine izin verir. Aynı zamanda su perinenin daha elastik ve gevşemesine neden olarak, yırtılma sayısını, şiddetini, epizyotomi ve dikiş ihtiyacını azaltır. Doğum eyleminde olan kadın fiziksel olarak rahatlarken, doğum süresine odaklanma yeteneği ile zihinsel olarak odaklanabilir, kaygıları ve korkuları azaltabilir. Bebek için olan faydaları amniyotik keseye benzer bir ortam sağlayarak doğum stresinin azaltabilir.

Yumurtalıkta Kist Nedir?

Yumurtalıkta kist, yumurtalığın içinde veya yüzeyinde oluşan genellikle içi sıvı dolu keselerdir. Bu keseler yumurtanın gelişip atıldığı yapıdan, rahim içini kaplayan endometrium yapıdan veya direkt yumurtanın kendisinden oluşabilir. Yumurtalık kistlerinin içi berrak sıvı, akışkan çikolata kıvamında sıvı veya diş, saç, kemik, yağ gibi farklı dokular ile dolu olabilir. Yumurtalık kistlerinin pek çok farklı çeşidi bulunur. Kistin çeşidine ve büyüklüğüne göre farklı belirtiler oluşur ve farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

Yumurtalık Kistinin Belirtileri Nelerdir?

Yumurtalık kistlerinin birçoğu belirti bile vermediğinden muayene esnasında tesadüfen tespit edilir. Belirti vermeyen kistler çoğunlukla çok küçük veya geçici olan, zamanla kendiliğinden yok olan, dönemsel kistlerdir. Kistler büyükse ve yayılma eğiliminde ise o zaman önemli belirtiler verir. Yumurtalık kistlerinin en çok karşılaşılan belirtileri, kasıklarda ve karında ağrı, adet döneminde ve ilişki esnasında ağrı, adet gecikmesi, adet düzensizliği ve gebe kalmakta sıkıntıdır. Eğer kist kötü huylu ise çevre dokulara ve organlara baskı yapacağından karın şişliği, kabızlık, sık idrara çıkma gibi durumlar oluşturur.

Yumurtalık Kisti Çeşitleri Nelerdir?

  • • Folikül Kisti: Büyüyüp gelişen yumurta hücresinin zamanı geldiğinde çatlaması gerekir. Eğer çatlama gerçekleşmez ve yumurta büyümeye devam ederse folikül kisti oluşur. Gençlerde sıkça rastlanan folikül kisti 2-4 cm boyutunda olup genellikle adet döneminde atılır.
  • • Korpus Luteum Kisti: Korpus luteum yumurtanın olgunlaşıp atıldığı yapıdır. Progesteron hormonu salgılayabilen hücrelerden oluşur. Normalde yumurtanın atıldığı adet sürecinde parçalanıp atılması gerekir. Atılmadığında içinde sıvı birikerek 3-5 cm’yi bulan korpus luteum kistleri meydana gelir. Korpus luteumlar hormon üreten kistler olduğundan adet düzensizliği oluşturabilir.
  • • Endometrioma: Rahim içini kaplayan endometrium yapısı dışarı yumurtalıklara taştığında burada kist oluşturur. Yumurtalıklarda kanama ile oluşan endometrioma kisti, içini dolduran sıvının görüntüsü çikolataya benzediğinden çikolata kisti olarak da bilinir.
  • • Dermoid Kist: Genellikle embriyonel dönemde, olmaması gereken bir dokunun yumurtalık içinde kistleşmesi sonucu dermoid kist oluşur. Dermoid kistlerin içinde, kıl, diş, kemik, kıkırdak gibi normalde olmaması gereken dokular bulunur.
  • • Seröz Kistadenom: Seröz kistadenomları içi berrak sıvı dolu, 5-15 cm büyüklüğünde iyi huylu kistlerdir. Normalde bening yani iyi huylu tümörler olsalar da zamanla yüzde 30’u kötü huylu kanserlere dönüşürler.
  • • Müsinöz Kistadenom: Yumurtalıklarda görülen en büyük kistler olan müsinöz kistadenomların büyüklüğü 30 cm’ye kadar çıkabilir. İyi huylu kistlerin yüzde 25 kadarını müsinöz kistadenomlar oluşturur.

Yumurtalık Kisti Tanısı

Kasıklarda ve karında ağrı şikayeti ile gelen hastaya öncelikle doktor fizik muayene yaparak bası uygular ve elle kontrol gerçekleştirir. Sonrasında ultrason ile görüntüleme yaparak yumurtalık kisti tespit edilir. Tespit edilen kistin çeşidinin ve kanserojen olup olmadığının tanısı için çeşitli testler ve gerektiği takdirde MR görüntülemesi gerçekleştirilir. Farklı kist türleri için farklı tümör markerları önemlidir. Seröz tümörler için Ca-125, müsinöz tümörler için Ca19-9, germ hücreli tümörlerde AFP ve Beta HCG değerleri, önemli kanser göstergeleri olur. Yumurtalık kistinin kötü huylu olduğu tespit edilirse MR veya BT ile görüntüleme yapılarak başka bölgelere yayılıp yayılmadığı ve hangi organlara baskı yaptığı tespit edilerek kanserin derecesi belirlenir.

Yumurtalık Kisti Tedavisi

Birçok yumurtalık kisti şikayet oluşturmaz ve tedavi gerektirmez. Folikül kistleri, gebelik döneminde oluşan kistler ve fonksiyon kistler kendiliğinden yok olacağından tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Çikolata kistleri gibi agresif seyreden kistler ve kötü huylu tümörler ise tedavi gerektirir. Yumurtalık kisti tedavisinde kistin büyümesini durdurmak için doktor tarafından doğum kontrol ilaçları önerilebilir. Kistin büyümeye devam etmesi veya menopoz döneminde görülmesi kötü huylu bir hastalığa dönüşebileceğinden ameliyat ile cerrahi müdahale gerektirebilir. Kist çok büyük değilse laparoskopi yani kapalı ameliyat gerçekleştirilir. Kist büyük olduğunda ve kötü huylu olduğunda ise laparotomi yani açık ameliyat gerçekleştirilerek bir kesi yapılır. Eğer kist kötü huyluysa ve yayılma gösterdiyse ooferektomi yapılarak yumurtalıkların tamamının alınması da gerekebilir.

Yumurtalık Kisti ve Kanser Tedavisi

Yumurtalık kisti tümörü her yaşta görülebilir ama özellikle menopoz döneminde görülen yumurtalık kistlerin birçoğu kanserdir. Kanserojen kistler çabuk yayılır ve çevre dokulara, organlara baskı uygular. Her kanserde olduğu gibi yumurtalık kisti tümöründe de erken tanı çok önemlidir. Kanserojen kistler cerrahi operasyonla alınır ama eğer kistin konumu ve büyüklüğü operasyon sırasında çevre organlara zarar verecek boyutta ise kemoterapi ile küçültme işlemine gidilir. Kemoterapi tedavisi sonra laparotomi ile kistin tamamı alınır. Bazı durumlarda kanser tehlikeli boyutlarda seyrediyor ise yumurtalığın tamamının alınması gerekebilir.

Rahim Ağzı Kanseri

Kadınlarda en sık görülen 2. Kanser türü olan Rahim Ağzı Kanseri, düzenli olarak yaptırılan POP Smear Testi ve Kadın Hastalıkları muayenesi ile erkenden teşhis etmek mümkün.Kadınların üreme sisteminde meydana gelen kanser çeşitlerinden biri olan rahim ağzı (serviks) kanseri, son derece tehlikeli bir kanser türüdür. Hastalığın seyri ve ortaya çıkması, oldukça geç fark edilebilir ve bu durum hastalığın tedavisini oldukça güçleştirebilir. Rahim ağzı (serviks) kanseri check up programı ile hastalığın erken fark edilebilmesi ve ilgili taramaların yapılabilmesi mümkün olmaktadır.

Rahim Ağzı Kanserinin Belirtileri

Serviks (rahim ağzı kanseri) genellikle geç fark edilir. Rahim ağzı kanseri check up programı ile fark edilebilmesi önemli olan ve geç dönemde ortaya çıkan belirtiler şu şekilde sıralanabilir: Regl dönemi dışında ve hatta menopoz döneminde olunmasına rağmen ortaya çıkan kanamalar, Kokulu ya da kokusuz akıntılar, Kaşıntılı vajinal akıntı,Pelvis bölgesinde ağrılar,Sık idrara çıkma ve idrarı tutamama,İdrar yaparken yanmalar ve ağrılar,Şiddetli ve yoğun kanamalar,Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında ortaya çıkan kanamalar,Duş, cinsel ilişki ya da pelvik muayene sırasında oluşan kanamalar,Nedeni bilinmeyen ve geçmeyen sırt ve bel ağrıları.

Rahim Ağzı Kanseri Aşısı

Kadınları rahim ağzı kanserinden koruyan ve 9-26 yaş grubundaki kişilere uygulanabilen rahim ağzı kanseri aşısı, genel olarak koruma amaçlı bir aşıdır. Rahim ağzı kanseri için geliştirilen 2 aşı vardır. Bunlardan biri sadece kanserden korurken, diğeri HPV’nin neden olduğu siğillerden de korumaktadır. Bunun için ideal olan 9-12 yaşındaki kız çocuklarının aşılanmasıdır.

Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri Check Up

Rahim ağzı kanseri taraması kanserden korunmak için yapılan bir taramadır. PAP Smear testi ile oluşabilecek kanser önceden tespit edilebildiği için rahim ağzı kanserinden korunmak için bir yöntemdir. Bu nedenle, olası riskleri belirlemek ve hastalık ilerlemeden teşhis etmek önemlidir.

Miyom nedir?

Rahimde görülen anormal düz kas çoğalması olan myomlar rahmin en sık görülen iyi huylu tümörüdür. Düzgün sınırlı kitleler olup farklı yerleşimlerde (intramural, subseröz, intrakaviter, saplı vb.) olabilirler.Neden olarak östrojen hormonu suçlanmakla birlikte, ailesel yatkınlığın rol oynadığı bilinmektedir. Hormon bağımlı bir tümör olup, üreme döneminde 5 kadından birinde(%20) görülmektedir.Menapozla birlikte hormon düzeylerinin azalmasına bağlı olarak boyutlarında küçülme izlenmektedir. Obez ve doğum yapmayan hastalarda daha sık izlenirler.

Gebelikte, boyutları artıp ağrıya neden olmanın yanında, büyük boyutlardaki ve rahim kavite boşluğuna bası yapan subseröz myomlar kısırlık, düşük, tekrarlayan gebelik kaybı, erken doğum tehtidine neden olmaktadırlar.

Miyom belirtileri nelerdir?

Genellikle semptom vermezken, rahmin kasılma yeteneğini olumsuz etkilemesi bağlı olarak kliniğe en sık başvuru nedeni düzensiz, uzun, şiddetli kanama ve bunun yol açtığı anemidir. Çoğu zaman hastalar kanamaların normal olduğunu düşünüp adaptasyon geliştirdiklerinden karşımıza derin anemi, erken yorulma vb. şikâyetler ile başvurmaktadırlar.Büyük boyutlara ulaşan myomlar karında şişlik, ağrı, hazımsızlık, kabızlık, gaz şikâyetlerine sebep olmakla birlikte idrar torbasına bası yaparak sık idrara çıkma, böbrek problemlerine neden olmaktadırlar.Nadiren kavite içindeki saplı myomlar rahim kavitesinin dışına çıkarak, ilişki sonrası kanama, enfeksiyona bağlı olarak kötü koku ve akıntıya sebep olabilirler. Pelvik muayene ve ultrason ile çok rahat tanı alabilmektedirler. Tanı ve tedavi aşamasında üç boyutlu USG, MR ve tomografiden de yararlanılabilir.

Miyom tedavisi nasıl olur?

Genelde iyi huylu olup %0.1-0.5 oranında kötü huylu tümöre dönüşüm izlenmekte olup , ani büyüme, şüpheli görünümü olan myomlar tedavi edilmeli ve myomu olan hastalar düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir.Tedavide hastanın yaşı, semptomların varlığı ve şiddeti, myom boyutu ve yerleşim yerine göre değişmekte olup gözlemsel, medikal ve cerrahi tedavi (açık, histeresopik,laparaskopik olarak ) seçenekleri uygulanmaktadır.

Endometriyal Biyopsi Nedir?

Rahim iç zarının kanserleriden birisi olarak bilinmektedir. Rahim duvarı kanseri ( Endometrium ) en sık karşılaşılan jinekolojik kanseri arasındadır. Biyopsi rahim içindeki dokudan tanı ve tedavi amaçlı parça alınması ile yapılan bu yöntem beklenen adet döneminden 3 – 4 gün sonra yapılmaktadır.

Her regl döneminde rahmin iç yüzeyini kaplayan bir tabakanın dökülerek her ay olası bir gebeliğin gerçekleşmesi durumuna bağlı olarak, iç tabakadan mikroskop altında patolojik inceleme amacıyla, endometriumdan parça alınması şeklinde yapılan işleme Endometrial biyopsi adı verilmektedir. Endometrial biyopsi adet kanamasının düzenini sağlayan ve adet kanaması yapabilen kanama olmasını engelleyen rahim tabakasının en önemli sağlık durumudur. Kadınlarda oluşabilecek kanserler arasında 4. sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Endometrial biyopsi tanısını koyabilmek için ortalama yaş sınırı 55’dir.

Kürtaj

Kürtaj kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının en sık uyguladığı küçük cerrahi operasyonlardan biridir. Genel anestezi altında yaklaşık 5 dakika sürer.

En sık kullanım alanları aşağıda sıralanmıştır:

  • • İstenmeyen bir gebeliğin sonlandırılması
  • • Düşük oluşması sonrası kanamanın durdurulması ve rahim içinin temizlenmesi
  • • Düzensiz kanamalarda bir yandan kanamanın durdurulması, öte yandan rahim içinden alınan parçaların patolojik incelemesiyle tanı konulması

Kriyoterapi (Dondurma Tedavisi)

Kriyoterapi de normal olmayan dokular dondurulur. Genel olarak prob adı verilen bir cihaz ile rahim ağzından girilmekte ve probun içinden gaz verilerek ortamdaki ısı çekilmek suretiyle işlem uygulanmaktadır.

Servikal kanala doğru ilerlemiş yaralarda, hamilelikte ve prob alanının yetmeyeceği kadar büyüklükte olan yaralarda Kriyoterapi uygulaması yapılmamaktadır.

Koterizasyon (Yakma Tedavisi)

Koterizasyon işleminde kalem şeklindeki bir probun ucundan elektrik akımı verilerek elde edilen ısı ile rahim ağzında oluşmuş olan yara yakılarak öldürülür. İşlem 5-6 dakika sürer.

Ağrısız bir işlemdir. Genellikle anestezi gerektirmez.

LEEP

Dondurma veya yakma ile geçmeyen, smear sonucu şüpheli çıkan ve HPV si pozitif olan hastalara uygulanır. İşlem yara bölgesinin kesici özel uçlu incecik koterle çıkarılması şeklinde yapılır.

Rahmin Alınması (Histerektomi)

Histerektomi rahim çıkarılması operasyonudur. En sık uygulanma nedenleri tedaviye cevap vermeyen kanamalar, miyomlar, genital organlarda sarkma ve kanser ve kanser şüphesidir.

Histeroskopi

Histeroskopi rahim ağzı ve rahim boşluğunun vajinal yoldan rahim içerisine optik bir cihaz yerleştirilerek izlenmesidir.

Kısırlık nedenlerinin araştırılması, anormal vaginal kanama nedenlerinin araştırılması, doğumsal anormalliklerin tanısı gibi tanısal amaçlarla ya da daha önceden varlığı tespit edilen miyomların ya da poliplerin çıkarılması, doğumsal şekil bozukluklarının operasyonu gibi tedavi edici amaçlarla da histeroskopi yapılabilir.

Kadın hastalıkları Tanısında Kullanılan Yöntemler

Pap Smear Testi

Smear testi ya da pap testi olarak da adlandırılan pap smear testi, kadınlarda rahim ağzı kanserinin varlığını test etmek için uygulanan bir tıbbi prosedüre verilen isimdir. Pap smear testi sırasında doktor rahim ağzından yani diğer adıyla serviksten hücre örneği alınır.Pap smear testi ile rahim ağzı kanserini erken teşhis etmek, başarılı bir tedavi süreci için bireye daha fazla şans verir. Pap smear testi aracılığıyla servikal hücrelerde gelecekte kanserin gelişebileceğini düşündüren değişiklikleri de tespit etmek mümkündür. Bu anormal hücreleri pap smear testi ile erken tespit etmek, olası rahim ağzı kanseri gelişimini durdurmak için atılacak önemli ve ilk adımdır. Pap Smear testi rahim ağzı kanserini teşhis etmek için kullanılır. Pap smear testi genellikle pelvik muayene ile birlikte yapılır. Rahim ağzı kanserine neden olabilen ve cinsel yolla bulaşan yaygın bir enfeksiyon olan HPV virüsü tespitinde kullanılan HPV-DNA testi ile birleştirilebilir. Bazı vakalarda ise pap smear testi yerine HPV-DNA testi yapılabilir.En temel kanser tarama testidir. Hedefi rahimağzı kanseri öncüsü lezyonları yakalamaktır. Ayrıca olarak bakteri, mantar ve HPV enfeksiyonlarının dolaylı olarak tanısı konabilir.

Kolposkopi

Kolposkop adı verilen özel bir aygıt yardımıyla kadın üreme sistemindeki vulva, vajina ve serviks (rahim ağzı) bölgelerinin doğrudan incelenmesi işlemine kolposkopi adı verilir. Bu doğrultuda, kolposkop hekimin bu bölgeleri daha rahat inceleyebilmesini sağlayan büyük bir mikroskop olarak düşünülebilir. Bu yöntem, işlem sırasında anormal dokuları ve yapıları ayırt etmeye yarayarak ek tetkiklerin uygulanmasına ve gerekirse biyopsi işlemi ile kesin tanı konulmasına olanak verir.

Histerosalpingografi (HSG)

Histerosalpingografi (HSG) ilaçlı rahim ve tüp filmi jinekolojide rahimağzı kanalının, rahim içinin ve fallop tüplerinin yapısal ve işlevsel özelliklerini incelemede yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir. İşlem rahim içine verilen özel bir sıvı verilerek rahim içinin görüntülenmesi esasına dayanır.

Histerosonografi

Rahim içi durumunu değerlendirmek için yapılan işlemlerden biri de histerosonografi yöntemidir. Histerosonografi, rahim içi görüntülerini yakalayan bir ultrason muayenesidir. Histerosonografi yönteminde katater aracılığıyla rahim içine girilerek rahim içinin genel bir değerlendirilmesi yapılır. Bu yöntemle rahim içine sıvı verilerek rahim anormallikleri saptanır ve belirlenen durumlara uygun tedavi planlaması yapılır.

Ultrasonografi

Genel tanımı itibariyle ultrason, yüksek frekanslı ses dalgaları yardımıyla vücudun görüntülenmesi işlemidir. Diğer birçok görüntüleme yönteminden farklı olarak ultrasonografide radyasyon olarak tabir edilen X ışınları kullanılmaz. Bu da zararsız bir işlem olması anlamına gelir. Gebelik takiplerinde, bebek ve çocuk hastalıklarında güvenli bir şekilde kullanılabilir. Ultrasonografi işlemi sonucunda elde edilen görüntülerin niteliği, işlemin yapıldığı bölgeye göre farklılık gösterir. Hem ultrasonografi işlemi hem de elde edilen verilerin incelenerek raporlanması ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemlerine ilişkin ileri düzeyde eğitim almış radyoloji uzmanları tarafından yapılır. Özellikle gebe kadınlar ve kronik hastalıkları bulunan kişiler başta olmak üzere birçok kişi sağlık taramaları için düzenli olarak ultrasona girer.

Kolposkopi

Kolposkop adı verilen özel bir aygıt yardımıyla kadın üreme sistemindeki vulva, vajina ve serviks (rahim ağzı) bölgelerinin doğrudan incelenmesi işlemine kolposkopi adı verilir. Bu doğrultuda, kolposkop hekimin bu bölgeleri daha rahat inceleyebilmesini sağlayan büyük bir mikroskop olarak düşünülebilir. Bu yöntem, işlem sırasında anormal dokuları ve yapıları ayırt etmeye yarayarak ek tetkiklerin uygulanmasına ve gerekirse biyopsi işlemi ile kesin tanı konulmasına olanak verir.

Mamografi

Yapılan çalışmalar dünya çapında her 8 kadından birinin, meme kanseri riski ile karşı karşıya kaldığını gösterir. Ancak erken dönemde meme kanseri tanısı alan hastaların yaklaşık %90'ı tamamen iyileşir. Bu noktada, yapılan tedavinin başarı şansını arttıran ve kanserin, vücudun diğer dokularına sıçramasına imkan vermeden tedavi edilmesini sağlayan en iyi tanı yöntemi mamografidir. Mamografi, aslında meme dokusunun röntgen filminin çekilmesi işlemidir.Meme kanseri tanısında altın standart olarak kabul edilen mamografi sayesinde meme içindeki küçük kitleler ya da farklılıklar hızla fark edilir. Bu yüzden ailesinde meme kanseri hikayesi bulunmasa bile her kadının 40 yaşından itibaren yılda bir kez kontrol amacıyla ya da farklı bir deyişle tarama amacıyla mamografi çektirmesi